Karın şişkinliği ve gazın nedenleri
Her insanda normalde geğirti veya anüs yoluyla çıkartılan gaz oluşur. Buna karşılık pek çok insan normal miktarda gazları olmasına rağmen karınlarında gaz veya şişkinlik hissederler. Çoğu insan günde ortalama 14 kez gaz çıkarır. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Koç yazdı.
Karındaki gazı genelde kokusuz olan, karbondioksit, oksijen, nitrojen, hidrojen ve bazen de metan gazları oluşturur. Gazın hoş olmayan kokusunu ise kalın barsaktaki bakterilerin oluşturduğu sülfür içeren az miktardaki gazlar oluşturur. Barsaklardaki gazın %1`den azı kokuyu oluşturan gazlardır, bunlar uçucu kısa zincir yağ asitleri, amonyak, hidrojen sülfür ve değişik uçucu amino asitlerdir.
Yemek borusu, mide, ince ve kalın barsaklardan oluşan sindirim sistemimizdeki gazın iki kaynağı vardır. Bunlar: Kalın barsakta normalde bulunan zararsız bakterilerin bazı sindirilmemiş gıdalarda bozulma yapması ile oluşan gazdır. Hava yutma (aerofaji) mide gazının en sık sebebidir. Her insan yerken, veya içerken bir miktar hava yutar. Hızlı yiyip içen, sakız çiğneyen, sigara içen ve uygun olmayan (gevşek) takma diş kullananlarda ise normalden fazla hava yutulur. Midedeki gazın önemli bir kısmı geğirme ile çıkartılır, geride kalan kısım ince barsaklara geçer ve burada kısmen emilir, az bir miktarı ise kalın barsaklara geçer ve makat yolu ile atılır. Mide kendisi de mide asidinin bikarbonatla karışması sonucu karbondioksit gazı oluşturur ancak bu gazın önemli bir kısmı ince barsaklarda emilir ve kalın barsağa kadar ulaşmaz.
Sindirilmemiş Gıdanın Bozulması
İnsan vücudu bazı karbonhidratları (şeker, nişasta) ve pek çok gıdada bulunan lifleri ince barsaklardaki enzimlerin yetersizliği, ya da yokluğu nedeni ile sindiremez. Bu sindirilmemiş gıda ince barsaklardan kalın barsağa geçtiğinde, kalın barsaktaki normal flora dediğimiz zararsız bakterilerce bozulmaya uğrar ve hidrojen, karbondioksit, insanların üçte birinde de metan gazı oluşur. Sonuçta bu gazlar anüs yoluyla dışarı atılırlar. Metan gazı oluşan insanların gaitaları su içinde yüzer. Araştırmalar neden bazı insanlarda metan gazı oluşup bazılarında oluşmadığını açıklayamamıştır.
Bir kişide gaz oluşturan gıdalar başka bir kişide gaz oluşturmayabilir. Kalın barsaktaki bazı bakteriler diğer bakterilerin oluşturduğu hidrojeni yıkabilirler. Bu iki tip bakteri oranı da bazı kişilerde daha çok gaz oluşunu açıklayabilir.
Hangi Gıdalar Gaz Yapar?
Karbonhidrat içeren gıdaların pek çoğu gaz yapar, buna karşılık yağlar ve proteinler daha az gaz yapan gıdalardır.
Şekerler: Gaz oluşturan şekerler raffinoz, laktoz, fruktoz ve sarbitoldur.
Raffinoz: Fasülye bu kompleks şekeri çok miktarda içeren bir besindir. Daha az oranda lahana, bruksel lahanası, karnıbahar, kuşkonmaz, diğer sebzeler ve tüm hububatlarda bulunur.
Laktoz: Laktoz sütteki tabi şekerdir. Peynir, dondurma gibi ürünlerde de bulunur. Ekmek, tahıl, mayonezde de bulunur. Özellikle Afrika ve Asya kökenli ırklarda laktozu sindirmeyi sağlayan laktuloz enzimi düzeyi düşüktür, kişi yaşlandıkça da enzim düzeyi düşer. Bunun sonucu olarak kişiler yaşlandıkça laktoz içeren gıdalar yeme sonucu oluşan gaz şikayeti giderek artacaktır.
Fruktoz: Fruktoz normalde soğan, enginar, armut ve buğdayda bulunur. Ayrıca bazı içeçek ve meyva sularında tadlandırıcı olarak kullanılır.
Sorbital: Sorbital meyvalarda doğal olarak bulunan bir şekerdir. Elma, armut, şeftali ve erikte çok vardır. Ayrıca birçok diyet gıdalarında, tadlandırıcılarda ve sakızlarda bulunur.
Nişasta: Patates, mısır, bazı tatlılar, pastalar ve buğdayda bulunan nişastanın bir kısmı kalın barsağı geçip orada bakterilerce yıkılarak gaz oluşturur. Pirinç gaz oluşturmayan tek nişasta çeşididir.
Lif: Pek çok gıda eriyebilen ve erimeyen lifler içerir. Eriyebilen lifler suda kolayca çözünür ve barsaklarda jel kıvamında bir yapı oluşturur. Bunlar, yulaf, fasulye, bezelye ve pek çok meyvada bulunurlar. Eriyebilen lifler kalın barsağa kadar sindirilmeden gelip, burada gaz oluşumuna yol açarlar. Erimeyen lifler ise barsaklardan hiç değişmeden geçer ve çok az gaz oluştururlar. Buğday, kepek ve bazı sebzeler bu tür lifleri içerirler.
|
KARABUĞDAY'ın (Buckwheat) BESİN DEĞERLERİ VE SAĞLIĞA FAYDALARI
Dr. Sami SÜZER

Yetiştirme Tekniği Bölüm Başkanı
Trakya TAE-Edirne
- Karabuğday’ın en çok ilgi çeken kalite özelliği onun yüksek besin
değeridir. Karabuğday günlük ihtiyaç duyduğumuz besinlerin büyük miktarı
için doğal bir kaynaktır.
- Karabuğday tanelerindeki protein miktarı %13-15 arasındadır. Bütün bitki
aleminde en iyi bilinen kalite özelliği, hazmedilebilir proteini en yüksek
oranda bulundurmasıdır. Hatta bu oran soya fasulyesinden bile fazladır. Bu
inanılmaz derecedeki yüksek protein içeriğinin sebebi vücut tarafından
üretilemeyen temel sekiz amino asitin tümünün karabuğday da bulunmasıdır. En
dikkat çekici besin karakteristiklerinden biri lisin oranının
yüksekliğidir.(% 5-7) Lisin proteinin değiştirilerek vücut tarafından
kullanımına yardım eder. Vücudumuz karabuğdayda bulunan proteinin % 74’ünü
kullanabilir. Bu oran bitkisel proteinler içinde en yüksek kullanım
oranıdır. ( Kahverengi pirinç % 70, buğday % 67, Soya % 61 ) Bu temel amino
asitleri bulundurmasının yanı sıra karabuğday kompleks karbonhidratları
ihtiva ettiğinden protein yakılmaksızın vücudun enerji ihtiyacı karşılanır.
Bu da vücutta proteinin en etkili ve yararlı bir şekilde kullanılması
demektir. Karabuğday da kompleks karbonhidratların oranı % 75’dir. Boş
kalori olarak adlandırılan basit karbonhidratlar yerine daha fazla kompleks
karbonhidrat tüketimi tavsiye edilmektedir. Amerika da son beslenme
hedeflerinde günlük toplam kalori alımının % 55-60’ının karbonhidratlardan
gelmesi gerektiği şeklindedir. Ancak karbonhidrat kalorilerinin sadece %
8-9’i basit karbonhidratlardan oluşmalıdır.
Bu mucize bitki yine mineraller, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, magnezyum,
fosfat, mangan, fosfor, kalsiyum, demir (karabuğdayda diğer tahıllardan daha
fazla demir vardır), çinko, lif , flavonoid rutin ve P vitamini’nin ve en
büyük kaynaklarından biridir.
- Rutin denilen bioflavonoid pirinç, buğday, fasulye gibi pek çok tahıl ve
baklagillerde bulunmamasına rağmen karabuğday’da % 4-6 oranında mevcuttur.
Rutin önemli bir maddedir çünkü kılcal damarları güçlendirir. Yüksek kan
basıncı ve Arteriosclerosis (arterlerin sertleşmesi) rahatsızlığı olanlar
için gerekli bir maddedir. Son çalışmalar bioflavonoid’lerin güçlü
antioksidanlar olduğunu ve serbest radikallerle savaştığını göstermiştir.
Kanser, arteriosclerosis, felç, yaşlılıktan dolayı bunama gibi insanlardaki
pek çok hastalıklardan % 90 oranında serbest radikallerin sorumlu olduğu
belirtilmektedir.
- P vitamini rutin’e benzer. Kılcal damarları kuvvetlendirir. Bu madde de
önemlidir. Çünkü C vitaminin absorbe edilmesinde de gereklidir. Bazı meyve
ve sebzelerde çok az miktarlarda bulunur ama en önemli kaynağı
karabuğday’dır.
- Choline, B kompleks vitamininde bulunan bir bileşiktir. Metabolizmada kan
basıncının düşürülmesinde, karaciğerde yağ depolanmasını engeller. Nötralize
edici özelliği ile choline karaciğerin fonksiyonunu gerçekleştirmesinde
yardımcıdır.
Karabuğday da kolesterol bulunmaz. Yağ da yok denecek kadar azdır. Bütün
bunlar karabuğday’ın bizim son zamanlarda tercih edilen yüksek besin
değerleri içeren ancak düşük kalorili diyetlerimiz için mükemmel derecede
uygun olduğunu göstermektedir.
- Karabuğday pestisit (bitki hastalık ve zararlıları için kullanılan tarım
ilacı), herbisit (yabani ot oluşumunu önlemek için uygulanan ilaç) ve diğer
katkı maddeleri kullanılmadan organik olarak yetiştirilir.
- Dünyada sağlıklı yiyeceklere olan ilgi gittikçe artan bir eğilimdir. Bu
nedenden dolayı da karabuğday besin değerleri kompozisyonu ile mükemmel bir
yer kazanmıştır ve tüketimi farklı şekillerde gittikçe artmaktadır.
Karabuğday nutraceutical ürün olarak sınıflandırılır. Nutraceutical terimi
tıbbi veya sağlığa yararları olan, hastalıkları önleyici ve tedavi edici
özelliği olan madde veya gıdalar için kullanılır. (DeFelice 1994)
- Karabuğday’ın gıda karışımlarında kullanılmasıyla ilgili olarak önemli
miktarda araştırma vardır. Food Science and Technology Abstracts (FSAT) ve
the MEDLINE tıbbi veri bankasında karabuğday’ın gıda karışımı olarak
uygulamaları ve tedavi edici özellikleri üzerinde çok sayıda araştırmaya
dayalı bilgi bulunmaktadır.
- Karabuğday aşağıda belirtilen besinsel ve sağlık yararlarına
sahiptir(Udesky 1992):
1. Karabuğday, flavonoid rutin içeren vitaminler ihtiva eder. Rutin’in
kandaki kolesterolü azaltıcı etkisi ve damarlara esneklik ve güç
kazandırdığı bilinmektedir. Buna ilaveten yüksek kan basıncını önleyici bir
etkisi de vardır. Rutin. Rutin’in etkisi vitamin C ilavesiyle daha da
artırılabilir.
2. Karabuğday insan vücudunda istenmeyen kolesterolün azaltılmasında
etkilidir. Karabuğday’daki Steroller kan serumunda kolesterol artışını
engeller.
3. Japon araştırmacılar karabuğdayın vücudu rahatlattığını, iltihaplanmayı,
aşırı terlemeyi, burun kanamasını iyileştirdiğini ve önlediğini ve
bağırsakların fonksiyonlarının iyi bir şekilde devamlılığını sağladığını
bildirmişlerdir.
4. Karabuğday unu raf ömrünün artması için hafif bir ısıl işleme ihtiyaç
duyar.
5.İnsan vücudu karabuğday da bulunan proteinin % 74’ünü kullanabilir. Diğer
bazı gıdalarda yüksek proteine sahiptir ancak çoğu yüksek oranda da yağ
ihtiva ederler. Oysa karabuğday hemen hemen yağsızdır.
6. Karabuğday’da Gluten bulunmaz. Gluten Çölyak hastaları için bir
problemdir. Çünkü bu hastaların Gluten’i hazmetleri mümkün değildir. Eğer bu
hastalar gluten ihtiva eden gıdalar yemeye devam ederlerse bağırsak
duvarları iltihaplanır ve besinlerin absorbsiyonu mümkün olmaz. Daha ileri
safhalarda ishal, gaz, şişkinlik, kramp ve ağrı oluşabilir.
7. Karabuğday mükemmel bir Amino asit kompozisyonuna sahiptir ve temel sekiz
amino asitin tümünü ihtiva etmesi dolayısıyla insan beslenmesi için iyi bir
seçimdir. Tam bir protein olmaya çok yakın bir gıdadır. Lysine çok yüksek
oranda bulunur. Bu oran buğday ve beyaz pirinç’dekinin iki katı kadardır.
8. Karabuğday önemli miktarlarda B1 ve B2vitamini ihtiva eder. B1
vitamininin sinirlerin çalışmasını kolaylaştırıcı bir etkisi vardır. B2
vitamini ise yağların işlevlerinde yardımcıdır. Günde 100 gr karabuğday
tüketilirse yetişkin bir insanın günlük Vitamin B1 ihtiyacının % 40’ı
karşılanır.
9. Potasyum, magnezyum, fosfor, ve demir karabuğday ununda bol miktarda
bulunur. Demir diğer tahıllarda olduğundan daha yüksektir. Bu mineraller
yüksek tansiyon ve kansızlıkta çok önemli bir role sahiptirler.
10. Karabuğday karaciğerin çalışmasını kolaylaştıran choline ihtiva eder.
11. Karabuğday az miktarda yumurta, tavuk, sebzelerle birlikte tüketilirse
ideal, dengeli ve besleyici bir yemek yenilmiş demektir.
12. Bunlara ilaveten karabuğday düzenli olarak 30 gr tüketilirse yaş ve kilo
önem taşımadan yüksek kan basıncını düşürdüğü tespit edilmiştir. (Jiang et
al. 1995).
Karabuğday’ın Sağlımıza Büyük Yararları Vardır:
1. Vücutta Kolesterolün Azaltılması:
Karabuğdayla beslenme ile yüksek kan basıncı ve yüksek kolesterol riskinin
azalması arasında bir bağlantı vardır. Karabuğdaya beslenmelerinde fazlaca
yer veren (Günde 100 gr) 805 Çinli üzerinde yapılan araştırmada karabuğday tüketimi ile düşük toplam kolesterol, düşük oranda LDL (LDL kalp
hastalıkları riskini artırır) ve de yüksek HDL arasında bir bağlantı olduğu
tespit edilmiştir.
Karabuğdayın yararlı etkileri içerdiği zengin flavonoid'ler özellikle
Rutin'den kaynaklanmaktadır. Flavonoid'ler fitokimyasallar olup
antioksidanlar gibi davranarak ve C vitamininin etkisini genişletmek
suretiyle hastalıklara karşı korurlar. Karabuğdayın kandaki yağ düşürücü
etkisi büyük oranda Rutin ve diğer flavonoid bileşikler sayesinde
gerçekleşmektedir. Bu bileşikler kan dolaşımının devamlılığına yardım eder.
Bir kase karabuğdayda yaklaşık 86 gr Magnezyum vardır. Magnezyum kan
damarlarını rahatlatır. Kan basıncını düşürerek besinlerin dağılımını ve kan
akışını düzenler.Bu durum sağlıklı bir kan dolaşımı için çok önemlidir.
2. Kan Şekerinin Daha İyi Kontrolü Daha Düşük Şeker Hastalığı:
Karabuğday da bulunan besinler kan şekerinin kontrolüne katkıda bulunur.
Rafine beyaz undan yapılmış ekmekle karabuğday tanelerinin kan şekeri
üzerine etkileri test edilerek karşılaştırılmış, karabuğdayın kandaki şekeri
ve insülin cevabını önemli oranda azalttığı görülmüştür.
Karabuğday'ın açlık duygusunu bastırmadaki etkisinin de en üst derecede
olduğu saptanmıştır.Iowa'da 36.000 kadın üzerinde yapılan ve 6 yıl süren tam
hububat ve şeker hastalığının etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada günde
3 porsiyon karabuğday gibi tam hububat tüketen kadınların, haftada bir
porsiyon tüketenlerle kıyaslandığında %21 oranında daha az şeker hastalığına
yakalanma riskine sahip oldukları tespit edilmiştir. Çünkü karabuğday
mükemmel bir magnezyum kaynağıdır. Bu da önemli bir noktadır. Daha çok
magnezyumca zengin gıdalarla beslenen kadınların bu gıdaları az tüketenlerle
kıyaslandığında %24 daha düşük şeker hastalığına yakalanma riskine sahip
oldukları anlaşılmıştır.
3. Karabuğday Safra Taşı Oluşumunu Engellemede Yardımcıdır
Karabuğday gibi erimeyen lifi yüksek gıdalarla beslenmenin, kadınlarda safra
taşını önlemede yardımcı olduğunu tespit eden bir çalışma American Journal
of Gastroentelogy'nin Temmuz 2004 baskısında yayınlanmıştır.
Hem eriyebilir hem de erimeyen liflerle zengin besinlerin tüketimi, Nurses
Health Study de 69.778 kadında 16 yıl süreyle incelenmiş, her iki tip
lifleri bulunduran gıdaları en çok tüketenlerin en az oranda tüketenlerden
%13 daha düşük oranda safra taşı oluşma riskine sahip olduklarını
göstermiştir. Erimeyen lifçe zengin gıdaları en çok tüketenler en az
tüketenlere oranla %17 daha düşük safra taşı oluşma riskine sahip
olmuşlardır.
4. Kanser Önleyici Etkisi Sebze ve Meyvelerle Eşit veya Daha Yüksektir:
American Institute for Cancer Research (AICR), Uluslararası Gıda
Konferansında Rui Hai Liu, M.D., Ph.D., Beslenme ve Kanser araştırmasını
sunmuş karabuğday ve tam hububatların güçlü fitobesinler olduğunu, bunların
aktivitesinin detaylı incelenmediği için bilinmediğini açıklamıştır.
Araştırmacılar yıllardır fitokimyasalların antioksidan gücünü ölçmek için
çalışmakta olup, bu bileşiklerin sadece serbest formda olanları ölçülmüştür.
Bu formda olanlar kan dolaşımında hızla çözülür ve absorbe edilirler.
Fitokimyasalların bağlı formda olanları ölçülmemiştir. Bu formdaki
bileşikler bitki hücre duvarlarına ilişik olarak bulunur ve absorbe
edilebilmeleri için barsak bakterileri tarafından serbest hale getirilmiş
olmaları gerekir.
Fenoller güçlü antioksidanlar olup, fitokimyasallların üzerinde geniş bir
şekilde çalışılmış büyük bir sınıfıdır. Fenoller çok çeşitli yollarla
hastalıkları önlerler. Bu geniş kategoride quercetin, curcumin, ellagic
acid, catechins sağlık haberlerinde sık sık ortaya çıkarlar.
Dr.Liu ve ekibi çeşitli fenollerin(serbest ve bağlı formda olanların)
miktarlarını ölçmüş, elma, üzüm, brokoli, ıspanak gibi meyve ve sebzelerde
toplam fenollerin ortalama %76'sını serbest formda olanların oluşturduğu
görülmüştür. Ancak hububat ve karabuğday'da fenollerin %1'inin serbest
formda %99'ının bağlı formda olduğu tespit edilmiştir.Meyve ve sebzelerle
tam taneli gıdalar arasındaki bu farklılıklara rağmen, antioksidan
aktivitelerinin birbirine benzer olduğu görülmüştür. Brokoli ve ıspanakta 80
ve 81, elma ve muzda 98 ve 65, mısırda 181, buğdayda 77, yulafta 75 ve
kahverengi pirinçte 56 olarak ölçülmüştür.
Dr.Liu ve ekibinin bu çalışmaları hububat, karabuğday gibi yüksek lifli
gıdaların kolon kanseri riskini azalttığını açıklamaya yardımcı olmuştur.
Ancak bu çalışmalar henüz bu gıdaların lif dışında sahip olduğu pek çok
fitobesinler olduğunu göstermiş fakat bu bileşiklerin etkilerini açıklamaya
henüz yeterli olmamıştır.
5. Lignan Kalp Hastalıklarına ve Kansere Karşı Koruyucu Bir Maddedir:
Özellikle Karabuğday gibi tam tanelerde çok bulunan ve fitokimyasalların bir
tipi olan bitki lignanları barsaklardaki flora tarafından enterolaktan'a
çevrilir. Bu bileşiğin göğüs kanseri ve hormana dayalı kanser tiplerine ve
kalp hastalıklarına karşı koruyucu olduğu anlaşılmıştır. Karabuğday gibi tam
taneler, kuruyemişler, tohumlar ve çilek, böğürtlen gibi gıdalar bitki
lignanları için zengin kaynaklardır. Yine kahve, çay ve şarap gibi bazı
içeceklerde de bol miktarda bulunur. Journal of Nutrition'da Ekim 2004 de
basılan bir çalışmada Danimarkada menapoz sonrası 857 kadının kanlarındaki
enterolakton seviyesi ölçülmüş, daha çok karabuğday gibi tam taneli gıdaları
tüketen kadınların kanında bu koruyucu lignan seviyesi önemli oranda daha
yüksek bulunmuştur. Yine daha fazla kabak ve yapraklı sebzeleri tüketen
kadınların daha çok enterolakton seviyesine sahip oldukları görülmüştür.
6. Vücutta yağ toplanmasını engelleyicidir
Diğer tahıllar da protein ihtiva etmesine rağmen, özellikle karabuğday’daki
proteinin vücutta yağ birikmesine engel olduğu görülmüştür.
7. Barsakların çalışmasını destekler
Karabuğdayın koyu renkli tohumları un haline getirilerek barsakları uyarıcı,
canlandırıcı bir etkiye sahip olur. Bu undan yapılan eriştelerin tüketimi
bağırsak hareketlerini teşvik eder.
8. Karabuğdayda Gluten Bulunmaz
Karabuğday’ın diğer bir olumlu özelliği gluten bulundurmayan bir etkiye
sahip olmasıdır. Aslında karabuğdayda gluten bulunur. Teknik olarak bütün
otlarda, tahıllarda ve tahıl benzeri ürünlerde gluten bulunur. Ancak gluten
karabuğday’da kimyasal olarak bağlı olarak bulunur ve bu sayede tüketildiği
zaman vücutta bir reaksiyona girmesi mümkün değildir. Bu nedenle karabuğday
gluten bulundurmayan bir ürün olarak tanımlanır. Gluten Çölyak hastaları
için bir problemdir. Çünkü bu hastalar gluten’i hazmedemez. Eğer bu hastalar
gluten ihtiva eden gıdalar alırlarsa bağırsak duvarları kızarıp kabarır,
tahriş olur. Daha ileri durumlarda ishal, gaz, şişkinlik, kramp hatta ağrı
gibi karınla ilgili bazı problemler yaşarlar. Gluten bulunduran gıdalar
Çölyak hastaları için zorlayıcı bir durumdur. Bilindiği gibi buğday, çavdar,
yulaf, arpa da gluten bulunur. Bunun yanı sıra pek çok fırın ve pasta
ürünlerinde de gluten vardır.
Kullanımı:
Karabuğday herşeyden önce insan tüketiminde kullanılır. Üçgen şeklinde ve
koyu renkli tohumları çok farklı formlarda pazarlanır. Bütün veya un
halinde, kabukları alınıp parçalanmış halde hatta filizlenmiş olarak
tüketilir.
Karabuğday Formları:
Kabuğu alınmış karabuğday taneleri (groats) (ısıl işleme tabi tutulmamış,
çiğ karabuğday tanelerdir) : Bu taneler kırılmış veya bütün, yenilmeyen dış
siyah kabukları alınmış haldedir. İşlenmemiş beyaz taneler biraz acıdır, bu
nedenle pişirilmeden önce birkaç dakika pas rengini alıncaya kadar az yağla
kavrulursa bu acı tat gider ve hoş bir tat alır.
Karabuğday kahvaltı gevreği (buckwheat cereal): Bu karabuğdayın iri taneler
haline getirilmiş bir formudur. Genel olarak kahvaltılarda kullanılır.
Kasha (ısıl işleme tabi tutulmuş): Kahsa bir Rus ismidir. Kabuğu alınmış
tanelerin naturel acılığının yağda kavrulmak suretiyle giderilip tatlı hoş
bir tat lezzet almış halidir. Bütün halde veya iri, orta ve ince şekilde
parçalanmış olarak temin edilebilir.
Kabuğu alınmamış karabuğday taneleri: Bu taneler filizlendirme için
kullanılır.
Karabuğday unu:
-Avrupa ve Amerika da “kasha” adıyla kavrulmuş taneler bütün, veya
parçalanmış şekilde satılır. Hem kasha hem de groat fırında, buharda, ya da
kaynatılarak pişirilmek suretiyle patates ve pirince alternatif olarak
kullanılır.Yine kahsa pilavdan etlerle karışık olarak kullanmaya kadar
farklı şekillerde hazırlanır.
- Unu ; İnsan beslenmesinde dünyada en çok unu kullanılmaktadır. Karabuğday
çeşitli tip fırın ürünlerinin pankek, kek, ekmek, muffin, bagel, kraker,
kurabiye ve tortilla gibi yapımında kullanılır.
- Kahvaltılarda: kahvaltı gevreği olarak yenildiği gibi kabuğu alınmış
karabuğday değirmenlerde parçalanıp Amerika da “porridge” denilen yulaf
lapası yapımında kullanılır.
-Çorbalarda
-Pudinglerde
-Tatlılarda
-Kümes hayvalarının içinin doldurularak pişirilmesinde
-Konserve et ve sebze ürünleri ile birlikte
-Dondurma külahı yapımında
-Yemeklerde pilavlar gibi etin yanında kullanılır
-Buğday ve karabuğday unu karışımına yumurta, bitkisel gluten ve yağsız süt
ilave edilerek makarna üretildiğinde pişirme süresinin kısaldığı tespit
edilmiştir. Bu hızlı hazırlanan yiyecekler için karabuğdaya pek çok uygulama
alanı sağlamıştır.
-Japonya da Karabuğday’a “Soba” denilir ve unu farklı şekillerde kullanılır.
Buğday unu ile karıştırılarak Karabuğday eriştesi hazırlanır. Karabuğday
ununun karışımdaki oranı % 50-80 arasında değişir.
-Japonya da bitkinin genç yaprakları sebze olarak tüketilir.
-Rus ordusunda Karabuğday tereyağla pişirilerek askerlerin beslenmesinde
kullanılır.
- Karabuğday Himalaya’lar a geniş bölgelerde tarımı yapılan bir bitkidir.
Hindular tarafından oruç tuttuklarında yemelerine izin verilen yiyeceklerden
biri olarak tüketilir.
-Almanya da yemeklerde sebzelerin koyulaştırılması için, tatlılara ve diğer
gıdalara ilave edilir.
-“Crumpet” denilen ve Hollandalı çocuklarca çok sevilen çok besleyici ve
hazmedilebilir olduğu söylenen bir tür pasta yapımında kullanılır.
- Karabuğday tanelerinden bira yapılır. Amerika Japonya’ya Karabuğday birası
ihraç etmektedir.
-Çiçekleri kahverengi boya yapımında kullanılır.
Diğer Kullanım Alanları:
Karabuğday yeşil gübre olarak veya bahçe ve küçük tarlalarda toprağı
kaplayan ürün olarak kullanılır. Yeşil gübre olarak bir sezon içinde üç ürün
elde edilebilir. Karabuğday’ın hızla büyüyen bir bitki olması, toprağı
süratle ıslah etmesi ve toprakta daha fazla fosfor bulundurması önemlidir.
Baklagillerden bir ürün olmadığı için azot tutmaz ancak toprakta organik
madde seviyesini artırır .
Karabuğday arıcılar için popüler bir bitkidir. Çiçekleri 30 gün ve daha
fazla süreyle açık kalabildiği için mükemmel bir geçici bal bitkisidir.
Karabuğday’dan koyu renkli, güçlü bir tadı olan bal elde edilir. Kuzey
Amerika da bu bal çok rağbet görür. Her sezonda bir hektar karabuğdaydan 65
kg bal elde edilir.
Karabuğday öncelikle insan gıdası olarak yetiştirilmesine rağmen çiftlik
hayvanlarının beslenmesinde diğer tane ürünlerin yerine kullanılabilir.
Geçmişte özellikle domuzların beslenmesinde kullanılmıştır. Çiftlik
hayvanlarının beslenmesinde halen de kullanılmaktadır. Araştırmalar bu
hayvanların beslenmesinde diğer tahıllarla 1/3 oranında karıştırılarak
kullanılmasının en iyi sonucu verdiğini göstermiştir.
Tablo 1. Karabuğday tohumu ve tanelerinin(kabuksuz) ortalama besin değerleri
(Robinson 1980)z.
*İçerik(%)
Ürün Protein-Karbonhidrat-Yağ-Lif-Kül
Tohumu: 12.3 73.3 2.3 10.9 2.1
Taneleri kabuksuz: 16.8 67.8 3.2 0.6 2.2
Koyu renkli un: 14.1 68.6 3.5 8.3 1.8
Açık renkli un: 11.7 72.0 2.5 1.6 1.8
*: % 12 nem esas olarak alınmıştır. Un ile ilgili bilgiler ticari
kaynaklardan elde edilmiştir (Watt
and Merrill 1963). |
Sinangil'den çölyak hastalarına müjde !
Sinangil
ürün gamına çok özel bir ürünü daha ekledi. Yılların un üreticisi, pahalı
ithal ürünlere bağımlı Türkiyeli çölyak hastalarına yönelik özel Glutensiz
Un üretti.
Bir ince bağırsak alerjisi olan ve teşhisi bazen zaman alan Çölyak
hastalığında, Gluten ismi verilen proteine karşı ince bağırsağın ömür boyu
sürecek bir hassasiyet göstermesi olarak tanımlanıyor ve bu hastalığa
yakalanan kişi aldığı gıdalar açısından diğer insanlar gibi bir hayat
süremiyor.
Glutensiz Un pazara sunulmadan önce, Sinangil'in ürün geliştirme aşamasında
Çölyakla Yaşam Dernekleri ile tam bir işbirliği içerisine girdiği ve bu
derneklerden almış oldukları tüm bilgileri değerlendirerek pazara faydalı
olmasının yanında ekonomik bir ürün sundukları ifade ediliyor.
Sinangil Glutensiz Un'un pazarda bulunan muadilleri ithal ürün olmaları
nedeniyle çaşit olarak kısıtlı ve pahalı olduklarından ancak alım gücü
olabilen çölyak hastaları için tercih edilebildiği belirtiliyor. Ancak bu
hastalığın her kesimden insanın başına gelebilecek bir rahatsızlık olduğu
vurgulanarak, Sinangil'in bir kar amacı olmaksızın pazara böylesine faydalı
ve ucuz bir ürün sunmasının Türkiye genelinde sayıları oldukça yüksek olan
Çölyak hastalarını oldukça memnun edeceğinin altı çiziliyor.
Sinangil Glutensiz Un'un "Çölyak Hastaları"nın kullanmak zorunda olduğu
Gluten içermeyen, nişastalı, vitamin ve minerallerle zenginleştirilmiş,
satış noktalarında kolaylıkla bulabilecekleri ve satın alabilecekleri
oldukça özel bir karışım olduğu da açıklanıyor. Sinangil Glutensiz unun
özellikleri arasında; hamur işlerinde çok amaçlı kullanıma uygunluk, ekmekte
iyi kabarma, ideal ekmek yapısı, geç bayatlama; kek vb. ürünlerde iyi
kabarma, ideal gözenek yapısı ve damağa yapışmama; kurabiye vb. ürünlerde,
ağızda kolay dağılma ve damağa yapışmama yer alıyor.
Sinangil Glutensiz Unun içinde; buğday nişastası, mısır nişastası, pirinç
unu, toz şeker, kabartıcılar (sodyum bikarbonat, sodyum asit pyrofosfat),
kıvam artırıcılar (ksantan gum, pektin), vitaminler (B1, B2, B6, Niasin),
mineraller (demir, kalsiyum, çinko) bulunurken, karışımda kullanılan buğday
nişastasının "Türk Gıda Kodeksi Glutensiz Gıdalar Tebliği"ne uygun
özel
işlenmiş buğday nişastası olduğu açıklanıyor.
Çölyak Hastalığı nedir ?
Çölyak (gluten entropatisi); buğday, arpa, yulaf, çavdar gibi tahılların
içinde bulunan Gluten ismi verilen proteinin, bağırsak sisteminde emilimini
sağlayan organellerin (villusların) yapısının bozulmasına neden olması,
yiyeceklerdeki besinlerin emilimini engellemesi ve ince bağırsakta hasarlar
oluşturması ile meydana gelen bir sindirim sistemi hastalığı.
Çölyak bir ince bağırsak alerjisi. Bu alerji, Gluten ismi verilen proteine
karşı ince bağırsağın ömür boyu sürecek bir hassasiyet göstermesi olarak
tanımlanıyor. Çölyak hastaları, gündelik beslenmelerinin hiçbir aşamasında
tahıl içerikli gıdalar tüketememekte.
Belirtiler
Küçük çocukarda; kusma, ishal, karın şişliği, iştahsızlık, kilo alamama ve
boy uzamasında yavaşlama gibi tipik belirtilerle ortaya çıkabileceği gibi,
daha ileri yaşlarda; sadece kansızlık, boy kısalığı, kemik zayıflığı ve
nedeni bilinemeyen karaciğer hastalığı gibi çok değişik belirtilerle de
kendini gösteriyor.
Çölyak, kişinin yaşamının herhangi bir bölümünde ortaya çıkabildiği gibi,
aynı zamanda genetik bir hastalık. Bunun anlamı, kişinin ailesinde de bu
hastalığın çıkması söz konusu. Bazen hastalık bir ameliyat, çocuk doğumu,
hamilelik, viral enfeksiyon, şiddetli duygusal stresten sonra
tetiklenebiliyor, ya da ilk seferde aktif olabiliyor.
Görülme sııklığı
Avrupa ülkelerinde yaklaşık her bin kişinin birinde Çölyak belirtileri
görüldüğü belirtiliyor. Türkiye'de bu oranın 1/250 olduğu tahmin edilmekte.
Buna karşılık Çölyak'ın en önemli özelliği bu sıklıklarda görülebilmesine
rağmen belirti vermemesi olarak gösteriliyor.
Tedavi
Tanı konulduktan sonraki aşamada uyulması gereken tek tedavi yöntemi gluten
içermeyen besinlerle beslenmek. Gluten buğday, arpa, yulaf ve çavdarda
bulunduğu için, bu gıdalardan ömür boyu uzak durmak gerekiyor. Gluten
alerjisinin tedavisiz kalması sonucunda başka bağışıklık sistemi
hastalıklarının ortaya çıkabileceği kaydediliyor.
Kaynak: Gıda Teknolojileri Dergisi, Şubat 2007
sayısı
|